http://rainbowgatherer.blogspot.com/2012/01/oh-la-la.html
Saçmalık bulmak için fazla detaya inmeyi sevmiyorum, eğer bir iki postta yeterince saçmalamadılarsa geçiyorum siteyi zaten. Bu arkadaşımız fazla uğraştırmadı sağolsun.
Postumuzun başlığı "oh la la." Kafadan eksi puanla başladı dikkat ettiyseniz.
Hemen başlığın altına şöyle bir resim eklemiş sağolsun.
Giza Piramitlerinin Önünde.
Gelelim postun devamına.
Çok mutluyum , neden mi ? Çünkü izleyici sayım 200 ‘ü aştı ayrıca sevgili blogger arkadaşım lilamoonlight bloğunun sahibi Aylin benim blogumu Versatile ve Creative Blog ödülüne layık görmüş.
Şu kız blogları isimlerine bir gün ayrıca değinicem ama arkadaş yok gökkuşağı toptancısı, yok patlıcan moru ayışığı falan. Bunları görünce model ve şarkısı pembe mezarlık niye bu kadar tutuyor daha kolay anlamlandırıyorum.
Ne olmuş, bu körler sağırlar birbirini ağırlar ödüllerinden bir tanesi de arkadaşımıza kısmet olmuş. O da sevincini yukardaki gibi zıplayarak yaşamış.
Bu ödülü alanların yapması gereken kendileri ile ilgili 7 şey yazmaları ,
Öyle bi anlatmış ki, aldığı ödül sanki cumhurbaşkanlığı koşusu şampiyonluk kupası. Yapması gerekenmiş, arkadaş şunlara desenize biz kendimizi anlatmak için böyle bahaneler arıyoruz ondan ödüller birincilikler icat ediyoruz diye.
Bunlar da ödülleriymiş. Ben de kendi bloguma daha ilk posttan bu ödülleri veriyorum. Hadi bakalım. Ama Marlon Brando gibi asi bi kişiliğe sahip olduğumdan kelli ödülümü almaya gitmiycem, ödülün gerekliliklerini de yerine getirmiycem. Yerseniz.
İşte bunlarda ödüllerim :) Yukarıdaki fotomda bu yaz Paris’teyken sevinç ve adrenalin dolu bir anımda çekildi şehre olan hayranlığımdan :)
Yemezler.
Ve bende bu ödülleri AysStyle , FashionOnBoard , What's Next ,LunaparkQueen ,Pembe Yastık ve ValkiliHarikalarKumpanyası 'na veriyorum :)
Al işte, isimleri kes. Neyse geçelim şimdi kendisi hakkındaki 7 şeye;
1- Hayalperestim, çoğu şeyi görmek istediğim gibi görürüm ve bu beni mutlu eder. Kendimi fantastik bir dünyada yaşıyor gibi hissederim çoğu zaman. Alice Harikalar Diyarında masalına karşı saplantım vardır, küçükken hep Alice olmak isterdim :)
Zaten hayalperest olmasan hiç bir sebep yokken Paris'in ortasında uçurumdan düşüyor gibi yapmazdın. O bağlamda bu noktada sana katıldım, ben de o şekilde çözümlemiştim seni. Kendini fantastik bir dünyada yaşuyor gibi hissetmene ise allah akıl fikir versin diyorum. Zaten Alice hayranlığı ile fantastik dünyada yaşama eşiği aralarında pozitif korelasyon olan şeyler, bunlara girmiyorum, ama küçükken hep Alice olmak istemişsin, ilk evvela Alice masal diil roman. Orada anlaşalım. İkincisi senin Lewis Carroll'un romanının tam metnini okuduğunu da düşünmüyorum. En azından küçükken. Sen de çoğu hanım kızımız gibi küçükken Alice olmak istemezse ölecek hastalığına yakalanmışsın.
2- Seyahet etmeyi çok seviyorum ve sık sık seyahat ederim. Özellikle yurtdışı seyahatler .
Bu blog basit typo'lar üzerinden saldırmaktan fazlasını yapmak iddiasında, o yüzden seyahet lafına takılmadım. Ama özellikle yurtdışı seyahatlerde bulunmayı sevdiğini belirttiğine göre yine sende yurdum kızının yurtdışı seyahat yapıp bunu belirtme hastalığı var. Aman diyeyim.
3- Uluslararası İlişkiler okudum, bölümümden olsa gerek eskiye ve tarihe çok meraklıyım. Özellikle Avrupa tarihi ve Soğuk Savaş yılları ilgimi çok çekiyor. Elimde imkan olsa eski zamanda yaşamak isterdim.19. yy da Fransa’da bir şato da olabilir mesela J tek sorun o zamanlar elektriğin olmaması olurdu sanırım.
Arkadaşım sen zaten fantastik bi dünyada yaşıyor gibi hissetmiyo musun? Ver coşkuyu, ver fantastiği, misal atla minibüse e-5 üzerinden. At arabasında gidiyomuş kafası yaşa. Var Uzunçayır'a, saldır metrobüse Bastil hapisanesine baskın yapıyormuş gibi yaşa... Kafanı sok otomatik kapının arasına, giyotinle kafan kesiliyormuşçasına yaşa. Yaşa bunları. Elektriğin olmaması evet biraz problem olurdu, ama senin için daha büyük problem telefonun, dolayısıyla da internetin olmayışı olurdu, manyamalarını dünyayla paylaşamazdın o durumda. Gerçi tarih yazardı yine bunları. Ayrıca uluslararası ilişkiler mezunu insanların böyle çılgın fikirlere sahip olmaları beni hep etkilemiştir. Bunları sefir yapsan komşularla sıfır sorun hedefi gerçekleşir, acır bize ecnebiler.
4- Cupcake, macaron, çikolata, Çin yemekleri, deniz mahsülleri ve kebaplar en sıkı diyette bile olsam asla hayır diyemeyeceğim yiyeceklerdir.
Hayır diyemeyeceğin yemeklerin hepsini aynı öğünde verelim sana, misal çin yemeğinin üzerine tatlı diye makaronu dayayıp sonra bi de beyti kebap getirelim, hayır diyebiliyo musun diyemiyo musun görelim. Şimdi burada bazı sivriler diyecektir onların hepsini aynı anda yerim dememiş ki sana ne oluyo. Bu çılgın yemek zevkini geçtim, hani şöyle bir taze fasulye, pırasa, semizotu olmamasını geçtim favori yiyecekleri arasında. Bu ne bohem ya, bak bak kapkeyk, makaron, çaklıt, çin yemekleri (say desen noodle der, tiramisu der) deniz mahsulleri (karidesli salatadır o da en fazla) falan, kendin hakkında bunları mı anlatabiliyosun arkadaşım? Burada 70 milyon seni merak ediyo, o kadar ödüllere boğmuş seni kamuoyu, senin verdiğin bilgilere bak: kapkek yerim. Ya git yeme sen bişey, zaten bunlara hayır diyemiyosan kolestrolden gidersin yakında.
5- Sabahları kahve içmeden kendime gelemem :)
Ne oluyosa artık kahve içince, yüzünü soğuk suyla yıka, gayet gelirsin kendine.
6- Müzik benim hayatımda olmazsa olmaz, belirli grup ve prodüktörlerin yaptığı yabancı elektronik müzikleri dinliyorum (öneriler verebilirim meraklıysanız :) )
Meraklısıyız, anlat. Ama senin müzik zevkin belirli zümrelerin tekelinde olmamalı, daha çok elektronik müzik yapımcısı ve grubu senin o naçiz beynine ulaşabilmeli. Lütfen biraz daha açık görüşlü ol ve daha çok insana bu lütufta bulun, çünkü elektronik müzik grupları ve prodüktörleri meslek birliği zor durumdaymış. Allahım ya.
7- Yaşamak istediğim yerlerden bir tanesi Disneyland (3 kez gittim yine de giderim) diğeri ise chalet yani Alp dağlarında bir İsveç dağ evi :)
Seçim yap, 19.yy da fransız şatosunda mı yaşayacaksın yoksa Disneyland'da mı? Ayrıca Disneyland dediğin senin Şişli gibi yer, mesai saatleri dışında durulmaz orda. Oraya vereceğin parayla Çekmeköy'de site içinde triplex ev tutarsın, hem çekmeköye bu soğuk kış günlerinde kar da iner alp havası olur, hem ayı iner dağ havası olur, hem de üçüncü kata çıktığında yeterince şato tribi yapabilirsin.
Aşağıda bunun ingilizcesini yazmaya çalışmasını ilk başta görmemiştim ama türkçesi ile ingilizcesi baya alakasız, kahve içmeden kendime gelemem demiş türkçesinde, ingilizcesinde kahve içmeden yaşayamam sabahları demiş. Muhtemelen kendime gelemem söz öbeğiyle ingilizce cümle kuracak kadar beceremiyor ingilizceyi. Buradan kaynaklanıyor ama bu konuda da üzerine gitmiycem.
Şimdi de kendisine tavsiyelerimiz:
1-Hayır diyemeyeceği yemekleri azaltıp biraz kardiyo. Baldırlar bıngıl bıngıl gözüküyor ve muhtemelen hantal vücudu dört beş parmaktan fazla zıplayamıyor. Dengeli beslenme ve sporla bunların üstesinden gelebilir.
2-Yurtdışı seyahatlerini biraz çeşitlendirsin, üç kere Disneyland'e gidene kadar daha başka yerlere de gidip daha geniş bir vizyona sahip olabilir.
3-İmkanım olsaydı 19.yy'da şatoda yaşamak isterdim gibi mantık sınırlarını zorlayan açıklamalardan kaçınmalı.
4-Diyet, diyet önemli.
5-tureng.com ingilizce bir çok kelimenin yanı sıra değişik kullanımlar için de yardım alabilir.
6-Yaşamak istediği yerler konusunda biraz daha realist hedefler.
7-Dahi anlamındaki -de ve -da ların kullanımı hakkında alıştırmalar.
7-Dahi anlamındaki -de ve -da ların kullanımı hakkında alıştırmalar.
Evet, arkadaşımızı üç hayırla uğurluyoruz, ulaştığı 200 takipçisine ise akıl fikir diliyoruz.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder