http://zeysfashionroom.blogspot.com/2012/01/2012.html
Önce bu blog'u gördüğümde Zey neyin kısaltması diye kafa yordum. Adını kısaltarak kullandığını varsayarsak muhtemelen Zeynep. Zeynep'in blogunda kendini tanıtan kısımdaki özlü söze bakalım önce;
''Fashion is not something that exists in dresses only. Fashion is in the sky, in the street, fashion has to do with ideas, the way we live, what is happening''
Klasik moda şudur budur geyikleri işte. Google'da aratınca bu sözün Coco Chanel'e ait olduğunu öğrendik. Ben de buradan yola çıkarak her sektöre uyarlanacak bu beylik laflara kafa yordum. Abartısız her mesleğe uygulanıyor. Mesela türkçesi neymiş,
"Moda sadece kıyafetlerde varolan bir şey değildir. Moda gökyüzünde, sokakta, moda fikirlerle ilgili, nasıl yaşadığımızla, ne olup bittiğiyle."
Moda yerine mühendislik koyalım.
"Mühendislik sadece şantiyelerde varolan bir şey değildir. Mühendislik gökyüzünde, sokakta, mühendislik fikirlerle ilgili, nasıl yaşadığımızla, ne olup bittiğiyle."
Muhasebe koyalım.
"Muhasebe sadece defterlerde varolan bir şey değildir. Muhasebe gökyüzünde, sokakta, muhasebe fikirlerle ilgili, nasıl yaşadığımızla, ne olup bittiğiyle."
Otoparkçılık koyalım.
"Otoparkçılık sadece katlı otoparklarda varolan bir şey değildir. Otoparkçılık gökyüzünde, sokakta, otoparkçılık fikirlerle ilgili, nasıl yaşadığımızla, ne olup bittiğiyle."
Falan filan. Neyse.
Heh meşhuuur 2012 geldi..Maya ların kafayı taktıgı yıl.. Bakalım ne olucak :) Yeni yıla girmiş bulunuyoruz hatta 2 gün geçti bile neredeyse. Noldu işte girdik yine bişi olmadı..
Mayalar herhalde sene 2012'ye geldiğinde Zeynep "kafayı takmışlar" cephesinden bakacak diye tahmin etseler bırakırlardı çalışmalı malışmayı. Ayrıca 21 Aralık'ta var o bişey olması mevzusu, Mayalar dememişler ki hocam 2012'ye girdiniz sıçtınız. Bi de noldu işte girdik bişey olmadı diyor. Ne olacaktı, ne olsaydı iyiydi? Bi big bang göremedik o kadar 2012'ye girdik diye mi üzüldün?
milli piyango yine bana çıkmadı ki bu sene cok umutluydum.Seneye artık..Yine aynı olan hayatıma geri döndüm..
Milli piyango çıkmasına umut bağlamış ya... Çıkmayınca da aynı hayatına geri dönmüş. Zeynep'çim, milli piyangonun senin elindeki bilete çıkma ihtimali 10^7'de 1. Umut bağlanacak bir oran yok yani ortada. Sen yine aynı olan hayatında kal, şans oyunları konusunda ise sana iddaa'yı öneriyorum. Ama Bundesliga'dan uzak dur.
Yılın ilk gezisini yarın sbh istanbul'a dogru yapacak oldugum gezisiyle baslatıyorum.Nedeni iş olsa da, ne demişler iş bahane gezmek şahane..
İlk cümledeki anlatım bozukluklarına da girmiycem, dediğim gibi iddiam bunlar değil, insanlık hali diyelim. Şu iş bahane gezmek şahane kafasında yaşayanların işlerini çok merak ediyorum. Neyse, Zeynep'in hakkaten iş gezilerinde gezmeye de fırsat veren bir mesleğinin/işinin olduğunu ve işvereni maddi kayba uğratmadığını umarak devam edelim.
Nasıl başlarsan oyle gıdermıs cumlesının verdiği gazla butun sene gezecegımı umuyorum
Umut fakirin ekmeği, amin.
Altına ise yine ülkemiz kadın blog yazarlarının yakalanmış olduğu "ingilizcesini yazmazsa ölecek" hastalığına yakalanmış biri olarak ingilizcesini yazmayı ihmal etmemiş.
Zamanında bindiğim bir uçakta kaptan pilot türkçe detalı detaylı anlatıp ingilizceye geçince "leydiz end centılmın welkam to the fılayt eeeöööah" diyip kapattığındaki duyguları yaşıyorum bunları okuyunca. Türkçesini dört satırda anlattığı derdini ingilizce olarak iki satırda izah etmesinden de anlayabileceğimiz gibi Zeynep'in de ingilizcesi yetersiz, yine de inatla yazmış. Ne demiş?
We entered the new year, even 2 days passed..Nothing changed or happened.Although i was so hopeful, i did not hit the great lottery.Hope next year :) Tomorrow morning i am flying to istanbul for business but my main goal is travelling of course..
Türkçesi şu:
Yeni yıla girdik, iki gün geçti bile. Hiçbişey değişmedi, olmadı. Çok umutluydum ama büyük ikramiyeyi de kazanamadım. Kısmet seneye :) Yarın sabah İstanbul'a uçuyorum iş için ama derdim seyahat tabi...
Zeynepçim, nerede o Türkçe yazındaki kıvrak zeka oyunları, dünyanın sonu ile ilgili küçümser yorumların, hayatın hakkındaki depresyona göz kırpan rutinlikten şikayetçiliğin? Beni hayalkırıklığına uğratıyosun söyliim.
Fotoğraflara da bakalım.
Diğer postlarından birinde Zeynep'in şöyle bir pozu vardı:
Bunu görüp aha Ağır Roman'daki Arap Sado posture'u dicektim ki bikaç fotoda daha onu görüp galiba anatomik bi rahatsızlığı var diyip acıdım. Ama sonra bakınca gayet düzgün durduklarını da gördüm, acımam öfkeye dönüştü. Tarih boyunca varolan tüm estetik standartlara, tanımlara şu pozdaki samimiyetin yarısını göremediğim için öfkelendim, modayı hayatının her alanına enjekte etmiş Zeynep'in aynı zamanda bu normlara ettiği zarif küfre özendim, saygı duydum. Ama baktım sonra, ıyk, güzel durmuyo. Her an çantasından kelebeği çıkarıp hasmının baldırına takabilecekmiş gibi bir hava veriyor. Biz yine estetik normlara bağlı kalalım.
Zeynep de gökkuşağı toptancısı gibi yerden dört parmak yükselebilenlerden. zıplarken de minisi açılıp frikik vermemek için özel çaba sarfetmiş.
Kürk konusunda malesef hayalkırıklığına uğradım, vintage falan yazdığına göre (biliyosunuz marka yerine vintage yazmak "annemin/haminnemindi" anlamına gelir bu camiada) gerçektir o, Zeynep gibi duyarlı olmasını bekleyeceğim bir kızın bu canavarlığı tüm dünyaya haykıra haykıra onaylamasını ve kürküyle bu tip pozlar vermesini yadırgadım.
Bu "kombin"inde kullandığı markaları da yazmamak olmaz biliyosunuz, o da bi tatmin konusu hanım kızlarımız için.
Fur/Kürk, Vintage
Dress/Elbise, Zara
Shoes/Ayakkabı, Tommy Hilfiger
Çorapları, eldivenleri, gözlüğü, kolyeyi ve saçını hangi kuaföre yaptırdığını paylaşmayarak da eksik info vermiş. Bu açıdan da sınıfta kalmış.
Sonuç olarak Zeyno'yu üç hayırla uğurluyoruz. Vintıc kürkünü de çok uluorta giymesin, yapıştırıverirler bigbabol'u, annesi ile arası bozulur. Duruşa biraz dikkat, özellikle omuzlara. İngilizceye ağırlık verelim, işimize önem verelim, piyangolardan beklentileri düşük tutalım ve 21 Aralık gibi tekrar görüşelim. AEO.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder